“İnsani olanı aramak yolunda süreklilik kazanabilir çabalarımız”

Geçtiğimiz günlerde 4. sayısıyla okuyucusuna uluşan “Maraşantiya” şiir dergisini yayıma hazırlayan aynı zamanda “Edebiyat Nöbeti” dergisi editörlerinden Fatma Hatun Esen ile şiir dergileri ve şiire dair yolculuğu üzerine konuştuk.

-Kendinizi okuyucularımıza kısaca tanıtabilir misiniz?

Varoluşu ve yaşamı sözcüklerle anlamaya, dönüştürmeye çalışan biriyim.

Bafra’da 6 yıl düzenlenen “Bafra Neyzen Tevfik Kolaylı Şiir Festivali”nin şiir sorumluluğunu yürüttüm.

Maraşantiya şiir dergisini çıkarıyorum.

Edebiyat Nöbeti şiir editörüyüm.

-“Maraşantiya” isimli şiir dergisi çıkarıyorsunuz. Öncelikle; “Neden sadece şiir?” diye sormak istiyorum.

Maraşantiya şiir ve içeriklerinin yayınlandığı bir dergi evet. İlk nedenimi bir sonraki sorunuzda anlatacağım için burada değinmiyorum. Bafra’da, Temmuz-Ağustos 2015 yılında yayınlamaya başladığımız iki aylık Edebiyat Nöbeti adlı bir kültür-sanat ve edebiyat dergisi çıkarıyoruz, ben de şiir editörlüğünü yapıyorum. Bu sürecin bana kattıklarını, şiire olan özel ilgim nedeniyle dönüştürmek istedim.

Edebiyat Nöbeti diğer yazın türlerinin de yer aldığı bir dergi olduğu için bana göre şiirin alanı sınırlı kalıyordu. Bu alanı genişleterek, şiire dair söylenecek sözlerin çoğaldığı bir platform oluşturmak istedim. Dergicilik çok zorlu bir alan olsa da şiir karışınca insanın kanına, yaşanan zorlukları unutturucu büyüye sahip benim adıma. Bu saydığım nedenler beni sadece şiir içerikli bir dergi çıkarmaya yönlendirdi.

-Derginin ismini Kızılırmak’ın antik isminden aldığınızı ifade ediyorsunuz, Bunun sizin açınızdan özel bir anlamı  var mı?

Maraşantiya sözcüğüne arkeolog bir arkadaşımın gönderdiği Kubaba adlı arkeoloji dergisinde  rastladım. Sözcük mitolojik, tarihi, müzikal, akışkan, çağrışımlı, dişil, şiirsel yapısı ile çok etkiledi beni. Mademki Maraşantiya’nın  eteklerinde  büyüdüm, bu sözcüğü şiire katmalıydım. Aslında şiir dosyası olarak başlamıştım çalışmaya ama Maraşantiya dergi olmayı seçti, bana da söz dinlemek düştü. İyi ki böyle gelişti.

Derginizin çıkış bildirgesinde, “Olayların kendine özgü hallerine sınırlar çizmek kendimizi de sınırlamaktır. Önemli olan yaşam değerlerimiz adına var olma iddiasıdır.” diyorsunuz. Buradan yola çıkarsak sizce yukarıda ifade ettiğiniz sınırsız yaşamın varoluş değerleri nelerdir?

Sabitlik ölgünlüktür. Burada sözünü ettiğim şey devinim. Yani akışa izin vermek. Yani doğayla uyumlu olmak. Nasıl ki bir çiçeği sonsuza dek yaşatamıyorsak, yağmuru sürekli yağdıramıyorsak, güneş sıcağını, kar soğuğunu sabitleyemiyorsak ki olması gereken de budur; insana dair hallerin de bu değişkenlik ve dönüşüm içinde olması gereği doğaldır. Bitişlere ve başlangıçlara izin vermektir devinim. İnsan ancak böyle bulabilir doğa içerisindeki doğallığını. Tümce çelişki içeriyormuş gibi algılanabilir. Aslında bu, öyle zannetme hali tam da varoluşumuza dair yaşam değerlerimizin üretildiği yerdir. Değişim sınırsızlık alanıdır. Yenilenmenin, kendimizi dönüştürmenin yoludur bu. Buradan hareketle insani olanı aramak yolunda süreklilik kazanabilir çabalarımız.

-Taşrada yayın yapmanıza rağmen pek çok şairin şiirlerinin derginizde yayınlandığını görüyoruz. Size göre her şair her dergiye şiir göndermeli mi? Hep aynı isimlerin farklı farklı dergilerde görünmesi şiir adına poetikasızlığı ifade etmez mi?

Teknoloji taşraya, şehirlerin yaşayanlarına sağladığı kültürel ve sanatsal olanakları sağlayamadı ama, iletişim alanında mesafeyi ortadan kaldırdı. Şairler bir mail ile istedikleri dergiye ulaşabiliyorlar. Henüz 4. sayımız yayımlandı. Ancak çok sayıda şiir geliyor dergi malimize. Bana göre, sanırım her dergiciye göre de her şair her dergiye şiir göndermemeli tabi ki. Her derginin yapısı, içeriği, dayanağı, duruşu farklıdır. Ama şöyle bir şey var. Artık çok sayıda dergi yayınlanıyor. Bu dergilerin bazıları ‘orman gibi kardeş ağaç gibi tek başına bazıları ise, başka edebiyat coğrafyasının ormanları ve ağaçları. Bu noktada her şair, şiirini yeşertebileceği alanı seçmelidir. Şiir, önüne geçilmeyi sevmez bence. Şairler görünmek için şiirinin önünü kapatmamalı düşüncesindeyim. Aksi halde dediğiniz gibi, şiir adına poetikasızlıktır bu tür yönelimler.

 

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

"Neoliberal Çağda Sanat-Siyaset İlişkisi" başlıklı MayaDergi Sekiz şimdi yayında.
This is default text for notification bar