Cemal Süreya Toplumcu mu?

Cemal Süreya’nın toplumcu olduğunu söyleyebilmek; Can Yücel’e, Enver Gökçe’ye, Ahmed Arif’e ve diğer toplumcu şairlere büyük bir haksızlık olur.

Bakan oğlu olan Can Yücel’in başına gelenleri, Enver Gökçe’nin yaşadıklarını görüp, büyük bir çekince içinde, hayat hikâyesindeki “Dersim” motiflerini bile anlamsız bir imge ve metafor zulasına gömen Süreya’nın, toplumcu-gerçekçi olabileceğini “imâ” bile edebilmek, talihsizliktir.

O bir sevda şairidir derseniz, olur. Elbette olur ve sevda güzel şeydir. Bir kısım şiirleri vardır belki; ancak çoğu genç kızlar için sevda sözleridir. Bütün Cemal Süreya külliyatını açın, toplum karşısında okunacak birkaç şiir bulmakta bile zorlanırsınız.

Toplumcu şairler de sevda şiirleri yazmışlardır ve o genç kızlar sevdalarını daha güzel yaşasınlar diye kendilerini feda etmişlerdir. Sonuç: Anadolu cezaevlerinde çürüyen bir hayat. Süreya ise; sadece sevda sözleri yazarak çok ünlü olmuş bir şairdir. Bu yüzden denebilir ki Cemal Süreya, cumhuriyetimizin kendisine iyi davrandığı, şanslı bir şairdir. Ciltler dolusu şiir kitapları içinde, sadece beş on tane sevda sözü yazarak, bu kadar ünlü olmak da iyi bir şans olarak değerlendirilmelidir. Usta şair Nazım Hikmet de yüzlerce aşk ve sevda şiiri yazmıştır, hem de çok güzel şiirler. Ne var ki Nazım, o aşklar güzel yaşansın diye yine yüzlerce toplumcu şiir kaleme almıştır.

Cemal Süreya ne kadar toplumcudur, derseniz; yetmişlik rakıyı içtikten sonra ancak, Ahmed Arif’in kulağına eğilip: “Ahmed, ben de Kürdüm” diyebilecek kadar toplumcudur.

Buna karşın, yaşamın garip bir tecellisi olarak günümüz toplumcu şairlerinin neredeyse büyük çoğunluğu, toplumcu olmayan, İkinci Yeni şairlerinden, Cemal Süreya’yı, Ece Ayhan’ı, İlhan Berk’i, Edip Cansever’i ve benzerlerini izlediler. Hep düşünürüm: Neden, cenazesini belediyenin kaldırdığı İkinci Yeni sadece anlamsızlığa, çağrışıma, kapalı imgeye dayalı bu şiir diliyle, günümüz şiirini böylesine ele geçirdi, neden? Gerekçeleriyle birlikte konuşulması gerek. Yoksa doğru olan rafine şiir dili bu muydu? Bilmiyorum ama sanmıyorum da…

Ben, şiir dilinde her zaman Nazım Hikmet, Ahmed Arif, Attila ilhan, Enver Gökçe, Gülten Akın, Cahit Külebi ve Hasan Hüseyin gibi şairlerimizin söyleyiş biçiminin izlenerek, yeni bir dil kurulmasının gerektiğine inanırım. (ki bu dil, Anadolu’nun bugüne kadar yetiştirdiği en büyük şair olan Karacaoğlan’a kadar uzanır) Zaten bana göre, günümüz şiirindeki anlatım dilini buna göre kurmuş olan şairlerimizden: Didem Madak, Ahmet Erhan, Metin Altıok, Behçet Aysan gibi şairlerimiz, bunun doğru örneklerini vermişlerdir.

Şimdi, Cemal Süreya’nın, Ece Ayhan’ın toplumcu şair olduğunu söyleyenlere, Tahir Abacı’nın dediği gibi: “Onlara, nazik yerlerini ‘Kınar Hanım’ın Denizleri’nde soğutmalarını tavsiye etmekten başka” ne diyebiliriz ki…

Yalçın DUMAN

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir