Ter içindeyim, yok yok bu içmekle ilgili değil ama ne? Kaç gündür aynı karabasanı görüyorum. Kaç gündür unutmak istiyorum. Unutmak için mi içiyorum kaç gündür? Dışarıdan siren sesleri mi geliyor? Caddede araçlar. Yoksa bu karabasan yeniden mi başlayacak?

Akşam bir şey içmiş miydi? Düşündü düşündü bir şey gelmedi aklına. Işıklar içinde bir yüz gördü. Ona sorsaydı. Annesi mi o? Seçemedi. Öyle ışık vardı ki ve öyle silikti yüzü. Annesine benziyordu. Evet evet annesiydi. Anne akşam sarhoş muydum? Anne anne. Cevap vermedi. Kayboldu. Kaybolunca nefesi kesildi. Soluk alması zorlaştı. Bundan yıllar öncesi, yine annesini kaybetmişti. Annesi elini bırakmıştı. Yoksa o mu bırakmıştı. Çarşının içinde. Tek başına çarşının içinde kalmıştı. Yığınla insan üstüne geliyordu. Her gelen nefesini kesiyordu. Daralıyordu üstünde bir ağırlık git gide artıyordu.

Kolu kopmuştu sanki tutup yerine oturmak istedi, olmadı. Çekti kolunu çekemedi. Sızlıyor sızlamasına ama sızlamasını duymuyordu. Sadece nefesi kesiliyordu. Bir boşluktan aşağı düşüyordu. Karanlık sezemediği bir boşluğa. İnsanın kolu koptuğunda korkunç bir acı duymaz mıydı. Duyardı. Şimdi neden o korkunç sızıyı duymuyordu. Sonra hatırladı. Bundan yıllar önce eski bir inşaata girmişti. İşemek için. Karanlıktı inşaat. Hiçbir şey göremiyordu. Açıkta olan asansör boşluğuna düşmüştü. Kaburga kemikleri kırılmıştı. Nasılda sızlamıştı. Şimdi bile duyuyor o sızlamayı. Aylarca yürüyememiş. Aylarca göğsü sarılı yaşamıştı. Sağa sola dönerken hep sızlamıştı bedeni. Şimdi bile duyuyordu o sızlamayı. Sadece bağırmak istiyor bağıramıyordu. Anne anne anne…

Bu durumdan kurtulmak istiyordu. Bir türlü gözlerini açamıyordu. Gözlerini açsa, belki bu durumdan kurtulabilirdi. Fakat bu kumun çamurun arasına ne zaman düşmüştü. Hatırlamıyordu. Nefesini kesiyordu bu kum bu çamur. Beyninim içinde bir ışık o ışıkta parlıyordu kum çakıl çamur. İçine uzanmıştı o. Uzanmıştı bir mezar gibi kumun, çakılın, çamurun. Nefes. Zorlukla nefes alıyordu.

Bir odada, hayır bir masanın etrafında. Bir odada bulunan masanın etrafında onlarca insan vardı. İnsanlar nasıl sığmıştı bu odaya. İnsanlar girip girip çıkıyordu artarak. Ne zaman nasıl yakalanmıştı bu karasafra hastalığına. Bilmiyordu. Seviyordu söylemini karasafra. Yıllar önce çok okuyan biri demişti ona meyhane de. Senin hastalığın karasafra demişti. O gün, her gün yaşadığı kâbusu anlatmıştı. Hele çok içince. Odaya doluyordu insanlar, ortada bir masa başlıyorlardı konuşmaya. Yetiş, kurtar bizi. Haydi Nurettin kalk ayağa.

Bu çöpçü Mehmet değil mi. Nuri baba yetiş, mutfağa doğru hemen kolonun altındayım. Çıkamıyorum. Sıkıştım abi. Yetiş dertli Nuri abi… Bir üstümdekini kaldırsan, nefes alacağım. He he bu çöpçü Mehmet. İşte bana dertli, derdi. Fakat nasıl yetişeceğim şimdi. Bir türlü hareket edemiyorum.

Nurettin amca Nurettin amca. Bu kim ya kalbim sıkışıyor. Aaaa Zeynep. Yoksul’un kızı Zeynep. Buyur Zeynep kızım, ne istiyorsun. Ev yıkıldı amca, zelzele oldu. Kütükler var üstümde kum çamur. Çok soğuk Nurettin amca, çok üşüyorum. Gelsen, kurtarsan.

Ben ben ne yapacağım. Nefesim kesiliyor. Nurettin bey Nurettin Bey. Buyurun efendim buyur Nazik Kemal abi. Ne istiyorsun. Kardeş en üst katta devrildik. En üst katta, haber versen herkese en üst kattayım. Pek bir şey yok üstümde kolonlar, kiremitler, tahtalar, toprak ve kar. Böyle gömülmek istemiyorum. Bir söylesen gelseler.

Birden kolumdan çekiyor Garson Veysel. Abi Abi nefes alamıyorum. Yetiş abi. Sonra boğazıma sarılıyor yan komşum Cevdet. Züleyha abla ayaklarımdan tutuyor. Nurettin Nurettin. Herkes başlıyor konuşmaya.

Kimse var mı?

İmdat!

Yetişin!

Odadaki herkes konuşuyor, bağırıyor. Kimse kimseyi dinlemiyor.

Kimse var mı?

İmdat!

Yetişin!

Kolonlar var üzerimizde beton, toprak ve kar. Buz gibi.

Odadaki bütün insanlar masanın oradan üzerime doğru geliyor. Kaçmak istiyorum…korkuyorum…bir şey yapamıyorum. Birden bir boşluğa bir karanlığa düşüyorum. Sonsuz bir karanlık nefesimi kesen. Hiç bitmeyecek gibi. Bir akordeon, tanımadığım bir akordeoncu çok sevdiğim içli bir şarkıyı çalmaya başlıyor. Şarkıya dokunuyorum notaları ruhuma çarpıyor. Ağlamaya başlıyorum. Gözyaşlarımı yalıyorum, tuzu dilimde.

Ter içindeyim, yok yok bu içmekle ilgili değil ama ne? Kaç gündür aynı karabasanı görüyorum. Kaç gündür unutmak istiyorum. Unutmak için mi içiyorum kaç gündür? Dışarıdan siren sesleri mi geliyor? Caddede araçlar. Yoksa bu karabasan yeniden mi başlayacak?

Üzerinde bir adam konuşuyor galiba. Yanlış mı duyuyor. Bir gözünü açabilse, bir uyanabilse.

Canlı bu diyor, yaşıyor. Sayıklıyor sadece. Kolu sıkışmış, morarmış, çok terlemiş.

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

"Neoliberal Çağda Sanat-Siyaset İlişkisi" başlıklı MayaDergi Sekiz şimdi yayında.
This is default text for notification bar