Öğrenmede Proje Pedagojisi

Proje pedagojisi somut üretimin gerçekleştirilmesi yoluyla öğrenmeyi üreten aktif bir pedagojik uygulamadır. Bu yöntem ile öğrenciler, bir problemi veya karmaşayı araştırmak ve cevaplamak için uzun süre çalışarak bilgi ve beceri kazanır. Bu, çocukları problemin kaynağına ve onları iş birliği yapmaya, iletişim kurmaya, düşünmeye yönlendirir.

Öğrenme, bireylerin zihinsel yetilerinin dönüşümüne yol açan sosyal bir eylemdir. Proje pedagojisi somut üretimin gerçekleştirilmesi yoluyla öğrenmeyi üreten aktif bir pedagojik uygulamadır. Bu iki tanım ekseninde aktif öğrenme yöntemlerinin ortak noktası, öğrencileri öğrenme sürecinin merkezine yerleştirmeleridir. Öğretmenlere değerlendirme, planlama aşamasında rol vermeyi de içerir. Aktif pedagoji, öğrenci için anlamlı olan ve ona önerilen görevler için motivasyon seviyesini artırabilen gerçek bağlamlardan beslenir. Kısa süreli hafızayı canlı tutma talebi yerine kalıcı öğrenmeyi teşvik eder. Bu nedenle daha çok bireye yönelik ve onların başarılarını ve deneyimlerini dikkate alan pedagojilerin benimsenmesini esas alır.

Proje pedagojisi, öğrencilerin bir problemi veya karmaşayı araştırmak ve cevaplamak için uzun süre çalışarak bilgi ve beceri kazandığı öğretim yöntemidir. Bu, çocukları problemin kaynağına ve onları iş birliği yapmaya, iletişim kurmaya, düşünmeye yönlendirir. Bu beceriler doğrudan küresel becerilerle yani birbirine bağlıdır. Disiplinler arası olabilen genel davranış, bilgi dışında aktarılabilir becerilerle yani başka bir profesyonel bağlamda uygulanabilecek bir duruma bağlı çözüm üretebilmeyle de doğrudan ilişkilidir. Sağlam bir dil becerisi olan araştırma, makale yazma, sunum yapma vb. gibi… Ayrıca seçtiğimiz konu coğrafya, tarih ile ilgili diğer beklentileri içerir. Araştırmaya dayalı olduğu için öğrenci, eleştirel düşünme, iletişim, iş birliği ve yaratıcılık gibi 21. yüzyıl becerilerini kazanır ve yerinde kullanır.

Proje pedagojisi kavramı yeni değil. 19. yüzyılın sonundan itibaren pek çok pedagog bu kavramı işlemiştir. Ancak bu pedagojinin uygulayıcılarının büyük çoğunluğu Amerikalı filozof ve pedagog John Dewey’in (1859-1952) belirli bir amaca yönelik organize eyleme dayalı çalışmalarından esinlenmiştir. Yaparak yaşayarak öğrenmeyi içerir.

ÖĞRENMEDE AKTİF DİNLEME

Aktif dinleme, disiplinli bir tutumdan oluşan dinleme yöntemine karşılık gelir. Aktif dinleme, ilgililik, tarafsız yardımseverlik, açık sorular şeklinde yeniden formüle etme ile karakterize edilir. Herhangi bir konuşma kesintisinin yanı sıra herhangi bir yorumlama biçimini dışta tutar. Aktif dinleme, her koşulda kişinin ilişkilerinin kalitesini artırır ve yüz yüze ya da bir grup içinde gergin iletişim durumlarında değerli bir araçtır.

İletişimi kolaylaştıran ilişkisel beceri olan aktif dinleme yöntemiyle genellikle hızlı şekilde bir güven bağı kurulur. Kendi hikâyelerimizi anlatmak için herhangi bir yorumu veya kesintiyi etkilemeden kelimelerin, duyguların bırakılabileceği tarafsız alan sağlar. Can kulağı ile dinlenmemiz, kendi yolumuzu bulmamız için gereklidir. Bunun için izlenecek birkaç yol var. Bunların ilki, açık uçlu sorular sormaktır. Çünkü açık uçlu sorular, muhatabına bir cevap önerme ve düşüncelerini geliştirme avantajı sağlar. Bu sorular, “Ne…“, “Nasıl…“, “Neden…” özetle 5N1K türünden sorulardır. İkinci, işlem “yeniden ifade et“meye dayalıdır. Yeniden formüle etmek, muhatabımıza söylediklerine dikkat ettiğimizi gösterir. Aynı zamanda, onun açıklamalarını anladığımızı doğrulamamıza ve gerekirse bunları netleştirmesine olanak tanır. Yeniden formüle etme genellikle “Başka bir deyişle…“, “Bana söylediğin şey…“, “Doğru anladıysam…” gibi olur.

Bir çocukla iletişimin tüm parametrelerini kontrol etmek olanaksızdır. Çünkü bunun çok fazla yolu var, üstelik de bu yollar ayrıntılıdır. Ancak sözle olduğu kadar eylemle de aktarılanları düşünmek ve hiç göz ardı etmemek gerekir. Bir çocuğun dünya mantığını inşa etmesi için dürüstlüğe ve tutarlılığa ihtiyacı var. Bu nedenle günlük eylemle iletilen küresel iletişim, tutarlı, sağduyulu mesajlar içermelidir. Çünkü çocuğun kendisine ve geleceğe güveninin temeli, gerçekçi ve gerekli bir eğitim çevresinin söz ve eylemleri üzerine inşa edilmelidir.

Yöntemin ilk geliştiricisi Amerikalı psikolog Carl Ramsom Rogers’i kısaca tanıyalım:

CARL RAMSOM ROGERS

Carl Ramsom Rogers

Rogers, 8 Ocak 1902’de Chicago’nun bir banliyösü olan Illinois, Oak Park’ta doğdu. Dindar bir ailede büyüdü. İlk eğitimini de bir papaz evinde sunak çocuğu olarak aldı. Oldukça izole, bağımsız ve disiplinli hâle geldi. Pratik bir dünyada bilgi ve bilimsel yöntem için takdir kazandı. Wisconsin-Madison Üniversitesinde ilk kariyer tercihi tarım, tarih ve din olsa da uluslararası Hristiyan konferansı için gittiği Çin’de yaptığı geziler ardından inancında da kariyerinde de değişiklik yaptı. 1924’te Wisconsin Üniversitesinden mezun oldu. 1930’da, New York, Rochester’da Çocuklara Zulmü Önleme Derneğinin direktörlüğünü yaptı. 1931’de doktora çalışmasını tamamladı. Çocuklar ve eğitimleri alanında çalışmalara yöneldi. 1935’ten 1940’a kadar Rochester Üniversitesinde ders verdi. Sorunlu çocuklarla çalışma deneyimine dayanarak Sorunlu Çocuğun Klinik Tedavisi’ni yazdı. 1940’ta Ohio Eyalet Üniversitesinde klinik psikoloji profesörü oldu. Burada ikinci kitabı olan Danışmanlık ve Psikoterapi’yi yazdı. 1947’de Amerikan Psikoloji Derneğinin başkanlığına seçildi. Rogers, Chicago Üniversitesinde (1945–57) psikoloji profesörüyken, üniversiteyle bağlantılı danışma merkezinin kurulmasına yardım etti. Ayrıca yöntemlerinin etkililiğini belirlemek için çalışmalar da yürüttü.

CARL RANSOM ROGERS KONSEPTİ

Amerikalı psikolog Rogers’a göre; empati, uyum ve koşulsuz olumlu saygı öğrenmenin olmazsa olmazlarıdır. Ona göre, yukarıda çerçevesini çizdiğim yöntemi anlatırken değindiğim gibi muhatabımızın mesajını anladığımızdan emin olmak ve bunu ona göstermek için sorgulamayı ve yeniden formüle etmeyi içeren bir iletişim tekniğini, yani aktif dinlemeyi uygulamak önemlidir. Yönlendirici olmayan teknikler bunun başında gelir. Bu yaklaşım, muhatabına karşı saygı ve sıcak güvenin dışavurumu ile karakterize edilir, böylece dış savunmalarını kırar ve kendini özgürce ifade ede etmesinin yolunu açar.

Rogers için bir durumun duygusal içeriği, entelektüel içeriğinden önemlidir. Kişinin dikkat etmesi gereken “akıl” değil, “kalp” tarafındadır. Rogers’a göre hangi teknik kullanılırsa kullanılsın, “dinleyici” yorumlamaya ve yargılamaya çalışmadan, özgünlük ve anlayışla karışık bir tavır takınmazsa sonuç alamaz. Ona göre, nasıl dinleyeceğimizi bilmek, beş zorunluluğa sıkı sıkıya uymakla orantılıdır. Bunlardan ilki misafirperverliktir. Karşıdakini olduğu gibi kabul etmeyi bilmekle eşdeğerdir. Güveni beslemek ve gerçek ilgiyi göstermek… Bu da saygılı ve düşünceli bir tutumdur. Karşısındakini art niyetsiz, yani karşılık beklemeden dünyanın en önemli insanı olarak kabul etmektir. İkincisi, diğerinin ne söylediğine değil ne yaşadığına odaklanma üzerine kuruludur. Gerçeklerin ötesine geçerek diğerinin “içgüdüleriyle” nasıl hissettiğine odaklanmaktır. Üçüncüsü, sorunun kendinden çok ötekiyle ilgilenmektir. Sorunu kendi içinde görmektense, sorunu ötekinin bakış açısından görebilmeyi esas alır. İşsizliği örnek alırsak, kimi insan bunu bir başarısızlık kimi de bir yaptırım vb. olarak yaşar. Diğer bir adım, karşımızdakine saygı duyduğumuzu göstermektir. Onun alanına girmeden ve diğerinin bilinçaltını da “gören” bir çırak psikoloğa dönüşmeden, onun yaşam tarzına ya da olaylara bakışına saygı duyduğumuzun güvencesini vermektir. Son olarak da gerçek bir ayna olma rolüne işaret eder. Mesele “bu senin problemin”i yorumlamak değil, onun hissettiklerini derinden hissedebilmektir asıl olan. Buradaki tüm beceri, diğerinin sözlerine eşlik eden duyguları vurgulamaktır. Bir tür duygudaşlık dediğimiz empati kurabilmektir. Ayrıca, Rogers’a göre, iki temel tutum olan yönlendirici olmama ve empati, aktif dinleme bağlamında değerlendirilmelidir.

Proje pedagojisi neye yarar?” sorusuna verilecek yanıt özetle, bizim toplumumuz da dâhil geleneksel öğretimi esas alan toplumlar için gerekli olmasıdır. Çünkü proje tabanlı bu yöntem, öğrencileri gerçek dünyaya bağlar, dünyanın zorluklarını kabul etmesini sağlar ve çocukları kendilerine yetebilen bireyler olabilmeleri açısından hayata hazırlamaya yardımcı olur.


Yararlandığım Kaynak:

https://en.wikipedia.org/wiki/Carl_Rogers

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

"Neoliberal Çağda Sanat-Siyaset İlişkisi" başlıklı MayaDergi Sekiz şimdi yayında.
This is default text for notification bar