“Su da Susar” mı? 

Görülmüştür Kolektifi'nden Tülin Şahin Okay'ın tutsak yazar şair Murat Türk ile birlikte hazırladığı kitap yayınlandı. 50 haiku ile 50 fotoğraftan oluşan kitap hakkında Safiye Sema bir yazı kaleme aldı.

“C. Pavese’in “Hayatın saldırılarına karşı bir savunmadır sanat -edebiyat” sözü hapishanede üretim yapanlar için daha bir anlam ifade ediyor. Çünkü çoğu zaman içeride bir şeyler üretmek bizim için bir varoluş gerekçesine dönüşüyor. Hapis hayatının ağır hükmüne karşı direnebilmek için üretiyoruz. Ömrümüzden alınan on yılların ruhumuzu ve bedenimizi “çürütmemesi” için, yaşamı daha katlanılabilir kılmak için yazıyoruz-çiziyoruz. Başka türlü 25-30 yılı nasıl devirebilirdik ki!”[1][i]Mehmet Boğatekin 

Uzun yıllardır tanıştığım Tülin Şahin Okay’ın önce “tiyatrocu” ve “aktivist” kimliği vardı. Bu kimliklere “heykeltraş” eklendi.  Sonra da “fotoğrafçı”. Şimdi de mahpus yazar – şair Murat Türk ile birlikte hazırladığı “Su da Susar” adlı kitapla çıktı karşımıza.  

27 Yıldır tutsak olan Murat Türk’ü de önce yazar kimliği ile tanımıştım, Türk’ün özellikle “Böğürtlen zamanı 1- 2” adlı romanı bende iz bırakmıştı. Şimdi de yazdığı haikularla [1][ii] şair yönünü keşfetmiş oldum.  

Murat Türk’ün 50 haikusuna Tülin Şahin Okay 50 fotoğrafla katkı sunmuş. Kitabın arka kapağında yazdığı gibi: “Su da susar” adlı bu kitap biri “içeride” diğeri “dışarıda” iki sanatçının, Murat Türk ile Tülin Şahin Okay’ın kolektif çalışması sonucu doğmuş. İki sanat disiplini, şiir ve fotoğraf, demir parmaklıkları aşarak birleşmiş, tümlenmiş ve yeni bir “imge”ye dönüşmüş.” 

Tutsak Hekim Ayhan Kavak ile Adil Okay’ın birlikte hazırladığı “Firari Yazılar” adlı kitapta Murat Türk’le yapılan bir söyleşi yer alıyor. Türk’ün verdiği yanıtlardan uzun bir bölüm aktarıyorum. Okuyucu onun, onların hangi koşullarda ürettiği hakkında fikir edinsin diye. Malum “Orası”, İçerisi, hapishane, zindan yani apayrı bir dünya. Orda mevsimler bile farklı. Hava her daim gri. 

“Sabit bir zaman aralığında, düzenli yazmak gibi bir disiplini oluşturmak bizim için biraz güç. Üretmeden önce, birçok şeyi kendi içinizde oluşturup bitirmeniz gerekiyor. Yazmak-üretmek, yalnızlık isteyen bir süreç. Kalabalık koğuşlarda yalnız kalmak da mümkün olmadığından, dış uyaranlara karşı biraz sağır-kör olmak gerekiyor. Mekanın yaratıcı yazabilmenin üstünde önemli etkisi var. Bazen mekan engelleyici de olabiliyor, ama içindeki ateş sürekli yanıyorsa zamanı da mekanı da uygun hale getirip yazabiliyorsun. Ruh haline göre mevsimin, güneşin, yağmurun, gündüz ve gecenin de yazma sürecine etkileri oluyor; ama gecenin sunduğu iç yolculuğu çok boyutlu, derinlikli yapma imkanını, yazarken daha fazla kullandığımı fark ettim. Yine de esas olarak, zihnin en verimli işlediği zamanda ya da “çağrıldığımda” yazmaya çalışıyorum. Bunu yaparken de sonuca ulaşmak için, mekanı önce ruhta kurguluyorum. (…) Zindanda ciddi anlamda yazı ile uğraşan arkadaşların daha diri kaldığına, zihinsel olarak daha esnek davrandığına tanık oluyorsunuz. Bu aslında, zamanın ve mekanın çürütücü etkilerine karşı bir direnme, bir savunma biçimidir. (…)Yazılabilen metinler zamandan kotarılanlardır. Bu süreçte yarım da olsa irade elinizde; fakat yazdıktan sonra kitabınızı pencereden bir kuş gibi salıyorsunuz. Ağlara, tuzaklara, yasa ve mevzuatlara takılmadı mı bir yere konuyor. Yine de sizin iradenizin dışında bir süreç bu. “ [1][iii] 

Sonuç itibariyle Murat Türk’le yapılan söyleşiyi okuyunca “haikuların” ne koşullarda yaratıldığını anladım.  

Velhasıl Murat Türk’ü ve Tülin Şahin Okay’ı tanımak, Su da susar’ı okumak – “seyretmek beni tinsel olarak zenginleştirdi. Siz de bu fırsatı kaçırmayın… 


Safiye SEMA

Şubat 2023 

Künye: Su da Susar, 50 Haiku, 50 fotoğraf, Murat Türk, Tülin Şahin Okay, Klaros yayınevi, İstanbul, Ocak 2023.             

iletişim: tulinsahins@hotmail.com

[1][i] Mehmet Boğatekin ile söyleşi.  Güney Dergisi. s. 99 

[1][ii] Haiku: “Haiku Japon kültüründe doğup gelişmiş geleneksel bir şiir türüdür. Genellikle biçimsel olarak üç dize ve on yedi hece koşulu söz konusudur. İçerik yönündense bakıştan, mevsimlerden ve duygulanımdan söz eden bir üçgen oluşturmayı gerektirir. Aynı zamanda kısa, yalın ve öz bir anlatıma dayanır. Duygunun ve düşüncenin göz kırpma anı olarak da tanımlanabilir. Haiku, yazanı olduğu kadar aslında okuyanı da şair yapan bir şiirdir diyebiliriz. Ya da okuyanla tamamlanan bir şiir…” Enver Topaloğlu. Duvar Gazetesi 

[1][iii] Firari yazılar, İçerideki yazarlarla söyleşiler, Ayhan Kavak, Adil Okay, Klaros yayınevi, İstanbul, 2022.

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

"Neoliberal Çağda Sanat-Siyaset İlişkisi" başlıklı MayaDergi Sekiz şimdi yayında.
This is default text for notification bar