kader dediler ve uyuştu yeniden hafıza! yardımsız ve yalnız kalmış insanlar enkaz altı feryatlar sündü günlerce bağıra bağıra öldü on binler… tek adam da bağırdı, durmadan bağırdı acı çığlıklarını bastırmak için

yine bir şafak vaktiydi, şafağı attı doğanın

buhran ile homurdandı yeryüzü vahşi bir boğa gibi salladı savurdu

atarak üstünden yükünü

-ey azgın toprak! ey sömürgen tufeyliler! bize can, canandı sana yük olan –

çekildi ayaklar altından güvenle basılan yer, uğultu ile inledi yer gök tozu toprağa katarak

enkaz olmuş devlet, yığıldı insanlığın üstüne, acı feryatlar yükselirken kentler üzerinde

bağıra bağıra öldü milyonlar..

ve tek adam da bağırdı çığlıkları bastırmak için, tir tir titredi zemheride enkaz altında kalanlar

ölüm pazarından pay almak için sömürgenler reklamlarla ”bağış” dağıttı

-bağışlamıyorum sizi!

ey ülkesini enkaza çeviren iştahlı yiyiciler!

ey halkın kanından sermaye biriktirenler! yaşama düşmanı ölüm seviciler!-

bağışlamıyorum sizi!

enkaz yerlerine özel uçağıyla, lüks arabasıyla gitti burjuva, acıya değil ava!

niyetleri; ne kadar ihale çıkarabilirlerdi bu mahşeri günden!

her zamanki gibi en çok acıdan pay aldı yine ezilenler

ve ezilenler, birbirine duyduğu hıncı, duymadılar ezenlerine karşı..

bu örgütsüz, dağınık , parçalanmış insancıklar, hepsi kendi acının üstüne kapandı.

toplu toplu öldü on binler, on binlerin acı yükü ağır kahır.

oysa bir mucize olmalıydı acının ağırlığı hafifletmek için

-halbuki mucize yok, imkanlılık vardır. göçük altında kalanın ya suyu ya ekmeği vardır-

insanlar da ayrıldı küme küme;

sessizce yaralara merhem sürenler ve sessizce dayanışmayı örgütleyenler

fotoğraflara poz veren reklamcı yardımcılar, hurafeciler, ırkçılar, dinciler, linççiler…

tek tek kurtuluş hikayeleri, tek tek başarı öyküleri, tek tek mucize haberleriyle  yaşayanlara anlık serotonin verdiler. toptan kurtuluş nedir hiç düşünmediler!

kader dediler ve uyuştu yeniden hafıza!

yardımsız ve yalnız kalmış insanlar enkaz altı feryatlar sündü günlerce…

bağıra bağıra öldü on binler…

tek adam da bağırdı, durmadan bağırdı acı çığlıklarını bastırmak için

planlı suçlara kader planını dediler. doğa plan yapmaz ey gafiller!

binalarda vicdanlar gibi çürükmüş meğer ölü verdi altında on binler

bir fırtına gibi esiyor deprem artçıları diner mi acep, yirmi birinci yüzyılda deprem sancıları!

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

"Neoliberal Çağda Sanat-Siyaset İlişkisi" başlıklı MayaDergi Sekiz şimdi yayında.
This is default text for notification bar