Kaygının Ellerinde Büyüyen Şair Nadia Anjuman 

“Bu kafesi parçalayacağım bir gün, onun korkunç ıssızlığını
Zevk şarabını içeceğim, şarkı söyleyeceğim bir kuşun baharda yapması gerektiği gibi”

Nadia Anjuman,  1980 yılında Afganistan’ın Herat şehrinde doğdu. Çocukluğu Afganistan’ın çalkantılı yıllarında geçti.

Eylül 1995’te, Taliban Herat’ı ele geçirerek İsmail Han’ı devirdi. Taliban iktidarı ele geçirir geçirmez kadınların yaşamın kısıtlayan pek çok uygulamayı hayata geçirdi.

Okumaya hevesli ve yetenekli bir öğrenci olan Anjuman, Taliban’ın kız okullarını kapatarak kızların eğitimini yasaklamasıyla büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

Taliban’ın yasağını delmek amacıyla illegal şekilde örgütlenen “Altın İğne Dikiş Okulu” adlı bir eğitim grubunda dikiş kursu adı altında verilen eğitime devam etti.

2001’de Taliban devrildiğinde 21 yaşındayken Herat Üniversitesi edebiyat bölümüne girdi.  2002 ‘de mezun olduktan sonra “Gul-e-dodi” (“Duman Çiçeği”) adlı  ilk şiir kitabını kitabı yayımlandı.

Eşi Farid Ahmad Majid Neia’nın ailesi, Anjuman’ın kendi itibarlarını zedelediğini düşündüklerinden sanatsal faaliyetlerini sürdürmesine karşı çıktı.

İkinci şiir kitabını yayımlamaya hazırlanırken çevresi ve ailesinden etkilenen kocasının sert tepkisiyle karşılaştı. Afganistan’da kadınların şiir yazması zaten çeşitli çevrelerce pek hoş karşılanmayan bir durumdu.

Ölümünden sonra 2006’da basılacak olan “Yek sàbad délhoreh” (“Endişelerin Bolluğu”) adlı kitabı üzerinde baskılara ve zor koşullara rağmen çalışmaya devam etti.

Sıkıldığı bunaldığı anda sığındığı dizeleri onu tekrar yaşama bağlayan, umutlarını ve direncini artıran yegâne uğraşısı oldu.

Yaşadığı coğrafyada hemcinsleri benzer baskılar ve zorlamalar yüzünden cehennemi yaşamıyor muydu zaten. Onun da kaderi soluklandığı coğrafyanın acılarından, zulümlerinden bağımsız olamazdı elbette.

2005’te kız kardeşini ziyaret etmesine izin vermeyen eşiyle tartıştı. 4 Kasım’da yaşanan bu şiddetli tartışmanın ardından eşi tarafından ağır bir şekilde darp edilerek öldürüldü.

Olayı önce bir intihar olarak değerlendiren yetkililer, Birleşmiş Milletler‘in müdahalesiyle ölümün şiddet kaynaklı kafa travması sonucu gerçekleştiğini kabul ederek eşinin tutuklanmasına karar verdi.

Bugün, Taliban’ın iktidara dönüşüyle ​​birlikte kadınların yine eğitim ve sosyal alanlardan geri çekilmeye zorlandığını biliyoruz.

Kabil sokaklarında her türlü baskı ve şiddete rağmen Nadia Anjuman’ın açtığı özgürlük yolunda ilerleyen kadınların itirazlarına tanık oluyoruz. 

Tıpkı kendini yobazlığın kafesine sıkışmış bir kuş gibi hisseden ve yüreği uçuş özlemiyle çarpan kuşlar gibi onun kısacık hayatında çektiği çilelere rağmen beslediği umut, hepimize yol göstermeye devam ediyor.

Bu kafesi parçalayacağım bir gün, onun korkunç ıssızlığını
Zevk şarabını içeceğim, şarkı söyleyeceğim bir kuşun baharda yapması gerektiği gibi
İnce dallı bir ağaç olsam da her rüzgârda titremeyeceğim
Ben bir Afgan kızıyım – feryadımı haykıracağım, sonsuza dek dokuyacağım onu.


(1) https://ekmekvegul.net/dergi/bir-haykirisi-dokumak

Kaynak: https://www.osservatorioafghanistan.org/articoli-2021/3073

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

"Neoliberal Çağda Sanat-Siyaset İlişkisi" başlıklı MayaDergi Sekiz şimdi yayında.
This is default text for notification bar