Sanatçının İşi Zor

Taraf olan sanatçı korkmadan, baskıları göze alarak özgün düşüncesini doğaya, insanlara adar. İktidarların kokuşmuş, çarpık düzenine karşı yaptığı eserler karşı duruştur ve uyanışa atılan bir imzadır.

Sanat her döneme ait izlerin sanatçılar tarafından yapmış olduğu eserler aracılığıyla yıllar öncesinden bugüne uzanan yolculuğuna kadar gelmiştir. Sanat yapıtları ne yazık ki barbar yöneticiler tarafından imha edilmiştir. İmha edilenler olsa da kalanlar bugüne kadar gelse de çağımızdaki barbarlar tarafından tarih sayfasındaki sanat eserleri yobaz, yoz düşünceleriyle yok edilmektedir.

Sanat ile uğraşanlar dünyayı değiştirmek, tarihe not düşmek amacıyla yola çıkanlar taraftır. Taraf olduklarında yöneticileri tarafından hoş karşılanmaz.

Sanat dünyayı yansıtan bir ayna değildir, dünyayı biçimlendireceğiniz bir çekiçtir.”  Vladimir Mayakovski

Taraf olan sanatçı korkmadan, baskıları göze alarak özgün düşüncesini doğaya, insanlara adar. İktidarların kokuşmuş, çarpık düzenine karşı yaptığı eserler karşı duruştur ve uyanışa atılan bir imzadır.

Sanat yapıtlarında iktidarların ırkçı saldırılarını görmekteyiz. Sanatçı her zaman hangi çağda olursa olsun. Yaşamı tehlike altındadır. Önemli olan tehlikeyi göze alıp kendi özgür sanat anlayışını ortaya koyan sanatçılar olmuştur. Günümüzde de var olan ve gelecekte de var olacak ırkçılık, baskı, sanatı susturamayacaktır.

Dünya yüzünde sansür tarihi de hemen hemen sanat tarihi kadar eskilere dayanmaktadır. M.Ö. V. yüzyılda tarihin en özgürlükçü toplumlarından biri sayılan Atinalılar bile, Miletus’un tahrip edilişini hatırlatan bir piyesin temsilini yasaklamışlardır. Rönesans’a kadar olan süreçte birçok sanat dalında sanatçılar eserlerinde din dışı konulardan bahsedememişlerdir. 1674 yılında Floransa’daki Brancacci Şapeli’nde yer alan, Masaccio’nun ‘Cennetten Kovulan Âdem ve Havva’ eseri müstehcen bulunarak asma yaprağı giydirilerek sansürlenmiştir. İkinci Dünya Savaşından önce Faşizm ve Nazizm ile idare edilen birçok ülkede sansür sanatın birçok alanında sanatçıların çok ağır baskılar görmesine yol açmıştır.

Sanat ile uğraşan insanlar, ister bireysel, isterse kolektif olarak yaptığını düşünelim.  Yaptığını kendi egosu için mi yapıyor? Yoksa halk yığınlarına mesaj mı veriyor? Tarih sayfalarına baktığımızda sanat ile uğraşanların tepesinde egemen güçlerin kılıcını, kırbacını, sürgününü, tutsaklığını, infazlarını ve diğer baskıları görüyoruz. Bu baskılar günümüz dünyasında ve Türkiye’sinde somut ve gerçekçi olarak görüyoruz.

Egemen güçler kapitalistler, emperyalistler gerçekçi, toplumcu, sosyalist sanatı sevmezler. Sevmedikleri gibi kendi sömürü düzenlerine ait sanatçıyı öne çıkarırlar. Bireyselliğe ağırlık verirler. Halkın, doğanın ve diğer sorunlarla uğraşmayanlar baş tacı yapılır. Medyasıyla, internetiyle, devletin olanaklarıyla desteklenir. Hatta kamuoyu bile yaratılır.

12 Eylül 1980 askeri darbesinde 39 ton dergi, gazete ve kitap imha ediliyor. 937 film yasaklanıyor. Bunlar resmi olan sonuçlardır. Ya resmi olmayan sonuçlar nedir? Yıllar önce bir röportajda okumuştum. Yılmaz Güney’in tüm filmlerinin kopyaları yurt dışına imha edileceğinden, farklı yollardan çıkartılır. Sayısız edebiyatçı ve sanatçı gözaltına alınır ve işkenceden geçirilir. Kimileri de cezaevlerine girer.

2006 yılında Kars’ta heykeltıraş Mehmet Aksoy tarafından yapılan ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ucube” dediği “İnsanlık Anıtı”nın yıkılmasına neden olmuştu. Heykel yıktırmanın altında şeriat yasaları yatmaktadır. Bugün bile açıktan devlet eliyle yapılmaktadır.

Gelelim sanat anlayışına kendilerinden olmayan, kendileri gibi düşünmeyenlerin konserleri, iptal edilmektedir. Basında linç kampanyaları furya halinde esmektedir.

2001 yılında Afganistan’da tarihi Buda heykelleri Taliban barbarları tarafından put olarak görmelerinden dolayı bombalanıyor ve parçalanıyor. Afganistan’daki Taliban Mısır’da bulunan başkent “Kahire yakınlarındaki Gize kentinde bulunan sfenks ve piramitlerin ‘put’ oldukları gerekçesiyle imha edilmesi…” ile ilgili yazıyı Jerusalm Post gazetesi Mısır’ın günlük gazetesi El-Masri El-Yum’a’dan alıyor.

Amacımız sanatın özgürce sanatçılar tarafından yapılmasıdır. Direnmeye, mücadeleye devam etmeliyiz. Haklıyız bizler kazanacağız.

Hüseyin Habip TAŞKIN


https://www.milliyet.com.tr/pazar/sanatin-40-yillik-travmasi-6304393

https://www.evrensel.net/haber/294884/sanatin-sansure-direnis-seruveni

https://www.umut.org.tr

https://www.indyturk.com/

https://www.dunya.com

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

"Neoliberal Çağda Sanat-Siyaset İlişkisi" başlıklı MayaDergi Sekiz şimdi yayında.
This is default text for notification bar