İmge İmge Diyerek Başımızın Etini Yiyenlere Bir Cevap

Şiirin merkezine imgeyi koyan şiiri bütünlüğünden kopartan hiç simge yaratma sorunu olmayan şaircikler yığını. Hepsi de birbirine benziyor. Kağıt süsleme sanatını şiir sanan şaircikler. Bunlar sabahtan akşama kadar Kemal Özer'e, Sennur Sezer'e gizli ya da açık saldırdılar.

Şiir ve imge tartışmaları bitmiyor. Hele bu tartışmaları her şeyi imge gözünden görenler yok mu. Şiiri sadece imge olarak görenlerin şiirin bütünlüğünü parçalamaktan başka işleri yok. İmge şiiri var eden bir nedendir, şiirin kendisi değildir. İkinci Yeni savunucuları seksende sonra gemiyi azıya aldılar. Dur desen durmazlar. Her yerdeler. Eee İkinci Yeniciler cuntanın yarattığı olanaklarla suya sabuna dokunmayan yaşamlarıyla burjuva dergilerinde sürekli var oldular ya. Toplumcu gerçekçilerin esemesi okunmamaya başlandı. İşte bu imge sevdası da böyle çıktı. Bu alikıran baş kesen dünya da İkinci Yeniciler başladı vızıldamaya. İmge de imge. He kardeş he.

Öncelikle imge simgenin varlığıyla var olur. İmge işarettir. Simgeyi işaret eder. Şiirde imge ve simge diyalektiği şarttır. Yoksa imge tek başına sabun köpüğü gibidir. Görünür kalıcılığı olmaz. İşte bunların övdükleri o sabun köpükleridir. Estetiğe dair bütün kitaplarda imge ve simge diyalektiği anlatılır. Bin tane estetik kitabı alıp okusunlar hepsinde var. Alsınlar o estetik kitaplarını okusunlar. Sanatın simgelerle yapıldığını söylerler. Simge şarttır, imge olmayabilir. İmge olmazsa, biraz kaba yontulmamış olabilir eser. Şimdi sizin önünüze birkaç şiir koyacağım. Dünyanın en büyük şairlerinden birinin Yannis Ritsos’un şiirini. Yanlış anlamayın beni. Ritsos’un çoğu şiiri bu tarzdır.

Nazım, Aragon, Neruda ve Guillen’le birlikte çağımızın en büyük ozanlarından biri hiç kuşkusuz Yannis Ritsos’tur. Onun şiirlerini ilk kez okuduğunda gözlerinin dolduğunu yazan Aragon, onu, yüzyılımızın yaşayan en büyük ozanı sayar: “Başlangıçta onun yaşadığımız çağın en büyük ozanı olduğunu bilmiyordum; yemin ederim ki bilmiyordum bunu. Zamanla, evre evre öğrendim, şiirden şiire, bir sizden ötekine geçerek.“. Pablo Neruda ise şiirlerinin sadece Ritsos’unkilerle karşılaştırılmalarına izin verir.

Alıntı Özdemir İnce’nin Taşlar Yinelemeler Parmaklıklar adlı Yannis Ritsos’a dair şiir kitabından.

Ritsos’un şiirinde ülkemizde bilinen anlamda imgeden söz  edemeyiz. Yalın şiir diyebiliriz ama yalın imgeler demek çok zor. Ritsos’un şiirlerin bir bakın isterseniz. İmge diyebileceğimiz sözcük öbekleri çok azdır. Peki nasıl oluyor da dünyanın en büyük şairi oluyor? Bir yerde yanlışlık olmasın, bence de büyük şair Ritsos. Ritsos’un şiiri daha çok merkezinde simgeye dayalıdır. Bir anlamda imge, simgeyi işaret edenlerden ve imge simge diyalektiğini iyi bilen bir sanatçı. Şiirin bütünlüğü simgenin somutlanması üzerine kuruludur. Bu yüzden nesneler, aletler, insanlar, söylenceler, duygusal yoğunluklar, emir kipleri, işaretler, yoğunluklu konuşmalar, özlü söze yakın söylemler, simgenin açımlanması eyleminde imge işlevinde bulunurlar. Bunun yanında sürekli bir eylem ve oluş halinde olması şiirin, şiire mitsellik ve teatral bir hava kazandırıyor. Şiirin kendisi bir hareket ve oluş halinde olması bizi içine çekmeye çalışırken yoğun duygulanımlar yaşamamızı sağlıyor. Şiirinde katharhis -arınma- halesi yüksek oluyor. Böylece estetik hazın yarattığı erinç durumu kişinin coşkulanmasını sağlıyor.

Bundan yıllarca önce, sanırım 2003 ya da 2004 Veysel Çolak, “Bu nasıl şiir?” diye Sennur Sezer’i eleştirmişti. Eleştirdiği şiir Sennur Sezer’in Metin Göktepe şiiriydi. Şiir aşağıda, dediği şuydu Veysel Çolak’ın: Bu mu şiir? Bu şiir değil, bu şiirde hiç imge yok. Bugün yine aynısını söyler Veysel Çolak. Çünkü o kendini Marksist sanan tipik bir burjuva ideolojisine gömülmüş birisidir. Ben o tepkiyle “Sennur Sezer, Gorki Ana” yazısını yazdım. Fakat ülkemizde Veysel Çolak’lar bitmedi, aksine daha da arttı. Şiirin merkezine imgeyi koyan şiiri bütünlüğünden kopartan hiç simge yaratma sorunu olmayan şaircikler yığını. Hepsi de birbirine benziyor. Kağıt süsleme sanatını şiir sanan şaircikler. Bunlar sabahtan akşama kadar Kemal Özer’e, Sennur Sezer’e gizli ya da açık saldırdılar. Şimdi soru şu Ritsos’un şiirlerine bakın bana imgeleri gösterin ey şaircikler. Ya Ritsos şiirden anlamıyor ya da siz.

Önce Sennur Sezer’in Metin Göktepe’ye dair yazdığı şiir:

BİR ÇAKILTAŞI DAHA

Esmerdi
Güleçti
Oğlumuzdu
Emekçiydi
Kattı terini harcına
Örülen duvarın
Fırtınaların ve boraların yıkamadığı
Birliğimiz daha güçlüydü onunla.
Esmerdi
Güleç bir çakıltaşı
Daha genç bedeni duvardan
Ve aklı atak
Bu yüzden balyoz onu seçti.
Şimdi bir yeni duvara
Katıyoruz inancımızı ve emeğimizi
Adını kattığımız gibi hep yaşayacaklara
Bir çakıltaşı daha alıyor yerini
Adı Metin
Soyadı Göktepe
İşi Gazeteci
Tanığı gerçeğin.

-Sennur Sezer

YUNAN PROFİLİ

Karanlık deniz, geceleyin pek hafif soluklu.
Boş tekneler, palamarla bağlanmış – suskun derin gözleri
ıslak tahtalar arasında. Biri kibrit çaktı,
sigarasını yaktı. Yirmi yaşında profil
teknenin üzerinde, tanıyoruz onu üç bin yıldır
(hep aynı şey)
Bir yıldız kaydı gemi direklerinin arkasında
aydınlatarak saçı başı dağınık gorgon heykelini.

-Yannis Ritsos

KİMLİK BELGESİ

Varsayılan doğum tarihim: İ.Ö. 903, İ.S. 903 de olabilir.
Geçmişin ve geleceğin tarihini inceledim
kavganın çağdaş okulunda. Mesleğim
sonsuza kadar durmadan konuşmak – Ne yaparım başka?
“Koleksiyoncu” adını taktılar bana. Ve doğrudur
Yeraltı Kızı’nın şapkalarından gelen epeyce devekuşu tüyü topladım,
asker kaputu düğmeleri, bir miğfer, iki eski sandal,
iki kutu kibrit ve Ünlü Kör’ün enfiye kutusundan başka.
Medeni halime gelince: En olasız bir doğum tarihi
yakıştırdılar bana, son yıllarda: 1909.
İster istemez razı oldum sonunda ve bunda diretiyorum. Sonunda,
3909 yılında, sigara içmek için bir park sırasına oturdum.
Ayaklarıma kapanmak için geri döndü dalkavuklar o zaman,
parıltılı yüzükler takmak için parmaklarıma.
Hiç kuşkulanmıyordu bu cahiller
onları benim yaptığımdan kendilerinin tepelerde attıkları
mermilerin kovanlarından.
İşte kesinlikle bunun için, görkemli bilisizlikleri için,
cömertçe ödüllendirdim onları
gerçek mücevherlerle ve aşırı övgülerle. Bunun dışında,
bir tek gerçeklik: Doğum yerim, AKRA MINAO

-Yannis Ritsos

Veysel Çolak buna kesin şiir demez. Sıkmayayım sizi iki şiir daha paylaşayım. Her sayı dergilerinde inatla imge paylaşanlara gelsin bu. Onlara göre Ritsos’un şiirinde imge olmadığına göre şair değil.

ÇOĞALAN ENGELLER

Çekiç sesleri, gün boyu, tepenin eteklerinde;
iki gümrükçü tırmanıyor gece inerken,
sessiz, somurtkan, henüz
okumadıkları sabah gazetesi
özensizce katlanmış, ceplerinde. Ve sen
bakıyorsun denize, köpeğe, ip merdivenlere,
anlamıyorsun artık ne de bir gerekçe bulabiliyorsun
çekiç seslerine, çünkü bir gençlik resmin var
ceplerindeki şu henüz okumadıkları gazetede, ve
yün tüyleriyle, susamla, tütün kırıntılarıyla
tıkanmış burun deliklerin ve ikide bir
çenene batıyor bir kürdan.

-Yannis Ritsos

HERAKLES VE BİZ

Anlı şanlı derler, bir Tanrı çocuğu, ve üstelik bir yığın öğretmen; –
yaşlı Linos, Apollon’un oğlu, okuma yazma için; Eurytos
okçuluk için; Philammon’un oğlu Eumolpos,
şan ve lir için; ve en önemlisi, Hermes’in oğlu Harpalykos,
kaim ve korkunç kaşları alnının yarısını kaplayan,
iyice öğretti ona sanatını Argosluların: -çelme atmasını;
ki işte en çok bu sayede
kazanılır yumruk döğüştü, güreş ve hatta edebiyatta.
‘ Oysa biz, biz ölümlü çocukları, öğretmensiz, sırf kendi istemimizle,
inatla, seçerek ve dertler çekerek olduk ne olduysak. Hiç de
aşağı hissetmiyoruz kendimizi, gözlerimizi yere indirmiyoruz.
Biricik belgemiz: Uç sözcük: Makronisos, Yaros ve Leros. Ve bir gün
eğer beceriksiz gibi gelirse size dizelerimiz, bir şunu hatırlayın:
gardiyanların burunları dibinde yazıldılar, ve böğrümüzde süngü uçları.
Ama özür aramak da gereksiz: -çırılçıplak alın onları, oldukları gibi,— kuru Thoukydides size çok daha fazla söyleyecektir
ustalıklı Ksenophon’dan.

-Yannis Ritsos

Haydi cevap verin Yannis Ritsos’un bu şiirlerinde imge nerede. Toplumcu gerçekçi şairlerin şiirlerine, bu şiir değil bol bol düz yazı diyenler, haydi cevap verin. Nazım Hikmet’in şiiri imgesiz şiir deyip Nazım Hikmet’in şiirini şiir diye kabul etmeyenler. Sonra gerçekçi edebiyat kuşağından gelen çoğu şairi, imgesiz şiir yazdıklarını söyleyerek suçlayanlar. Bunlar bir adım daha atar ve şöyle der, şiirde imge sadece İkinci Yeni şiirindedir. Yani diğer şiirler şiir değil.

Buyurun üsteki şiirde imgeyi gösterin bana.

Önerilen makaleler

1 Yorum

  1. Bu yakınlarında okuduğum en güzel yazı ve cevap değil de çözümleme kutlarım abi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

"Neoliberal Çağda Sanat-Siyaset İlişkisi" başlıklı MayaDergi Sekiz şimdi yayında.
This is default text for notification bar