“Özgür Sanat Meclisi” toplandı

Özgür Sanat Meclisi, 17 Nisan akşamı Kadıköy Gazhane'de “Sanatçılar konuşuyor” konulu bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda sanatçıların yaşadıkları sorunlara dair çözüm önerileri hakkında bir tartışma ortamı oluşturuldu. 

Özgür Sanat Meclisi, 17 Nisan akşamı Kadıköy Gazhane’de “Sanatçılar konuşuyor” konulu bir toplantı gerçekleştirdi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, şair Ahmet Telli, yazar ve gazeteci Ahmet Nesin, şarkıcı Feryal Öney ve Cahit Berkay, oyuncu Nur Sürer, yazar Mine Soysal, Maya Kültür Sanat Kolektifinden yazar ve şair Mustafa Güçlü, Berivan Kaya, İsmet Alıcı, Nursen Yiğit Ural gibi pek çok sanatçının çağrıcısı olduğu toplantıda sanatçıların yaşadıkları sorunlara dair çözüm önerileri hakkında bir tartışma ortamı oluşturuldu. 

Gölge Kültür Sanat Merkezi (GKSM), Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) yöneticileri de toplantıda yer aldı. Toplantıya ayrıca HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ve Yeşil Sol Partisi Milletvekili adayı Kerem Fırtına da katıldı.

Birçok kişinin bir araya geldiği toplantıda, sanatçıların sanatlarını icra edecek yer bulamama ve ekonomik yetersizlikten dolayı sanatını icra edememe gibi sorunların öne çıktığı görüldü. Toplantıda yasaklanan oyunlar ve konserleri, sansürlenen filmler ve yıllardır sürdürülen “ayrıştırıcı, ötekileştirici” kimlik politikaları üzerinden, susturulan diller ve tüketilmeye çalışılan bir barış kültürü olduğu belirtildi.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, toplantıda söz alan Karşı Sanat’tan Feyyaz Yaman, bağımsız bir sanat kuramadıklarını söyledi. Yaman, “Devlet kültür politikaları dışında, özel sektörün egemenliği dışında bağımsız, aşağıdan yukarıya sivil bir örgütlenme sanat modeli geliştiremedik. Zaman zaman dernekler kurduk. Fakat her seferinde bir dağılmanın bir çözülmenin eşiklerinde hep yok olup gittik. Aşağıdan yukarıya bir politik ve sanatsal bir estetik birlikteliği nasıl öreriz bu gerçekten en büyük problem olarak önümüzde duruyor” ifadelerini kullandı. 

Toplantıda, eşitlikçi ve çoğulcu yurttaşlık hakkı ve özgür bir sanat ortamı için Özgür Sanat Meclisi altında örgütlü bir adım atma konusunda çağrı yapıldı. Toplantıdan alınan karara göre seçilen 10 sanatçı bundan sonra Kent Meclisleri kurarak, sanatçılar arasında örgütlenmeyi ve birbirlerine destek çıkmayı sağlayacakları ifade edildi.

Özgür Sanat Meclisi için yapılan çağrıda şunlar kaydedilmişti:

5 Mart 1984 tarihinde, sonradan Aydınlar Dilekçesi olarak adlandırılan, “Türkiye’de demokratik düzene ilişkin gözlem ve istemler” başlığı ve 1300 Aydın imzasıyla bir bildiri kaleme alınmıştı.

Faşist Askeri Darbenin, 12 Eylül 1980’den beri yurt çapında uyguladığı şiddet ve insan hakları ihlallerine rağmen aydınların o koşullar altında sergiledikleri bu kararlı tutum, Türkiye demokrasi tarihinin köşe taşlarından biri oldu.

Bugün üzerinden kırk yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen, bu bildiride belirtilen temel hak ve özgürlük talepleri giderek daha büyük bir ihtiyaç olarak ve katlanarak yaşantımızı işgal ediyor.

Aşağıda Aydınlar Dilekçesi metninden yaptığımız alıntıdaki istemlere bakarak, aradan geçen bunca zaman içinde bir adım bile ileri gidilemediği, tam tersi bazı kazanımların dahi kaybedildiği dolayısıyla içinde bulunduğumuz durumun vahameti daha iyi anlaşılabilir:

• İşkencenin büsbütün ortadan kaldırılması için gerekli önlemler alınmalıdır.

• Savunma, soruşturma ve suçlama ile birlikte başlamalıdır.

• Gecikmiş adaletin adaletsizlik olduğu evrensel gerçeğine dayanarak, görülmekte olan davaların bir an önce sonuçlandırılması gerektiği görüşündeyiz.

• Her türlü düşünce üretimi korunmalı, yeni öneriler kamuya özgürce sunulabilmelidir.

• Özgür basın, demokratik düzeni bütünleyen temel öğelerden biridir. Bunun sağlanması için, bağımsız, denetimsiz ve çok yanlı olarak toplumun kendinden haberli olması, değişik düşüncelerin özgürce yansıtılması ve her türlü eleştirinin basında yer bulması zorunludur.

• Yine bu nedenlerle ve yansızlığın ön koşulu olarak TRT’nin de özerkliğinin sağlanması gerektiğine inanıyoruz.

• Bütün yüksek öğretim kurumlarının, atamalarla oluşturulan aşırı yetkili bir kurulun buyruğuna verilmesi hem gençlerin iyi yetiştirilmesini hem de bilim yapılmasını şimdiden engellediği gibi ülkenin geleceği için büyük kaygılar da doğurmaktadır. Bu nedenle, YÖK düzeninin bir an önce seçim ilkesine dayalı özerklik yönünde değiştirilmesini gerekli görüyoruz.

• Sağlıklı bir toplumsal gelişme, her türlü sanat yapıtlarının üretiminde ve yayımında özgürlüğü, kültürel yaratıyı son derece sınırlayan sansürün toptan kaldırılmasını, hiçbir konunun tabu haline getirilmemesini, ceza sorumluluğunun yalnız olağan yargı mercilerince saptanmasını gerektirir.

Bugün, demokrasinin, insan hak ve hürriyetlerinin nerdeyse tamamen ortadan kaldırıldığı bir noktada durumun 12 Eylül dikta rejiminden pek de farklı olmadığını sadece sanat ve kültür üzerinden baksak bile açıklıkla görebiliriz:

• Sanatçılar hakkında yapılan soruşturmalar, haksız gözaltılar ve tutuklamalar

• Yasaklanan oyunlar ve konserler

• Toplatılan, yasaklanan, poşete sokulan kitaplar

• İmha edilen sanat eserleri

• Kesilen, yasaklanan, sansürlenen filmler

• Haklarında açılan soruşturmalar nedeniyle ya da güvenli bir üretim ortamına ihtiyaç duydukları için mülteci durumuna düşürülen sanatçılar

• Sanatçıların ücret, emek değer, kültürel katma değer olarak yaşadığı reel kayıplar

• Yıllardır sürdürülen ayrıştırıcı, ötekileştirici kimlik politikaları üzerinden, susturulan diller ve tüketilmeye çalışılan barış kültürü

Ve daha sıralamakla bitmeyecek onlarca mağduriyetten bahsedebiliriz. Bütün bunlar kırk yıl önce düştüğümüz durum kadar vahimdir. Zayıf olansa örgütlülüğümüzdür. O dönem direnme ve eleştirme hakkını kullanan aydınların, dağınıklığını ve çaresizliğini düşünürsek içerisinde bulunduğumuz durumu daha iyi anlayabiliriz.

Gelinen bu tarihsel siyasal süreçte, bizden öncekilerin izlerini sürerek yeni izler bırakmak için elimizi tarih ve siyaset taşının altına koyma zorunluluğu her birimize tek tek ve birlikte olmazsa olmaz sorumluluklar yüklüyor.

Hayatı ve memleketi yorumlama ve değiştirmenin öznesi sanatçılar olarak, yıllardır özlemini çektiğimiz hasrete ulaşmak için bu geçiş aşamasında ve hayatın yeniden şekilleneceği bir sürecin arifesinde tek tek ve bir bütün olarak var olma çabasında olmalıyız.

Bunun için sizleri, şimdi ve yeniden eşitlikçi ve çoğulcu yurttaşlık hakkı ve özgür bir sanat ortamı için zamanın sahibi olmaya ve Özgür Sanat Meclisi altında örgütlü bir adım atmaya çağırıyoruz.

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

"Neoliberal Çağda Sanat-Siyaset İlişkisi" başlıklı MayaDergi Sekiz şimdi yayında.
This is default text for notification bar